28 Eylül 2008 Pazar
ZENCEFİL ÇAYI...
ŞEKERPARE...

MALZEMELER:1 Paket margarin,1 su bardağı pudra şekeri,4 yemek kaşığı irmik ,2 yumurta,1 paket kabartma tozu,1 paket vanilya,4 su bardağı un.
ŞERBETİ İÇİN:3 Su bardağı şeker,4 su bardağı su,yarım limon suyu.
YAPILIŞI:Margarin(oda sıcaklığında yumuşamış),pudra şekeri,irmik,2 yumurta,un,k.tozu,vanilya tümünü yoğurun,Şekil verin.Üzerine fındık koyun.180 derece önceden ısıtılmış fırına verin.Üzerleri kızarınca fırından alın.
Şerbetin Yapılışı:Şekerle suyu kaynatın.Kaynayınca limon suyunu ekleyin.Kaynatın.Ateşten al ılıtın.Şekerpareler pişince çıkar.5 dk.bekletin.Ilık olan şerbeti üzerine gezdirin.Şurubu iyice çekmesi için,üzerine tepsi kapatın.Afiyet olsun...
26 Eylül 2008 Cuma
İYİ BAYRAMLAR...
Bayramlar, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği günlerdir. Bayramlar, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları günlerdir. Bayramlar,milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle,Bayramınız kutlu olsun!
25 Eylül 2008 Perşembe
YAŞAMAK...
BİLMECELERİN CEVAPLARI...
2.Cevap :Sondan ikinci dediysen yine yanıldın ! Biraz düsünsene! Sonuncuyu nasıl sollarsın ?Sen onun arkasındaysan o sonuncu olamaz değil mi ? Cevabı mümkündeğil !! Kafa yormak senin yeteneklerinde yok herhalde... Anlaşılan senden iyi bir zayıf halka olur!!!>Hadi bir daha deniyoruz, not tutma ve hesap makinesi kullanma, hemen cevap vermen gerektiğini de unutma !Ha gayret !!!!
3.Cevap:5000 ??? Yine yanlış !!!Doğru cevap 4100.Ayni hesabi iyi bir hesap makinesiyle tekrar yap... Aldığın tüm diplomaları bence çöpe at !!!Bari bu son soruya doğru cevap ver !
4. Cevap: Çüçü??? Yanlissssssssss......Aylinnnnnn.... Aylin!!!
24 Eylül 2008 Çarşamba
KÜÇÜK İSTAVRİTİN ÖYKÜSÜ...
BİLMECELER???
23 Eylül 2008 Salı
22 Eylül 2008 Pazartesi
KAMUFLE ETTİM:)
DİKKAT!...
21 Eylül 2008 Pazar
HOŞGELDİN YENİ MEVSİM:))
20 Eylül 2008 Cumartesi
SABAHKİ MUTLULUKLAR...
*Günaydın Anne:))Öpücükler...
Günaydın canım karım:)))))))
Bergamut kokulu çay...
Kızarmış ekmek kokusu...
Penceremden deniz ve gemiler...Buram buram kokan türk kahvem...Aniden radyoda karşıma çıkan şarkı...Balkonumdaki güvercinin minik ayakları...Saksımdaki fesleğenin muhteşem kokusu...
19 Eylül 2008 Cuma
ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ...
İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktaniçi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.
Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.
Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." derve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.Yataklardadır artık çiçek. Su da başında beklerçiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorluklabaşını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durumkarşısında ve son çare olarak bir doktor çağırırnedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene ederçiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle birbakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...
18 Eylül 2008 Perşembe
PSİKOLOJİK ÇÖZÜMLER...
FIRINDA İZMİR KÖFTE...
Yarım kg kıyma
1-2 dilim bayat ekmek
1 yumurta
1 orta boy soğan
karabiber, kimyon, tuz
2-3 orta boy patates
1 yemek kaşığı salça
2 su bardağı sıcak su,2 adet domates,2 adet biber
Soğanları rendeleyelim. Bayat ekmeklerimizi su ile ıslayıp biraz beklettikten sonra suyunu sıkıp kıyma, soğan, yumurta ve baharatlarla karıştıralım. Karışımdan parmak şeklinde köfteler yapalım. Bu köfteleri hafif kızartalım. Patatesleride kızartalım. Isıya dayanıklı bir kaba önce patateslerimizi üzerinede köftelerimizi yerleştirelim. Bunların üzerinede domates ve biberleri güzelce koyalım. Salçamızı bir kap içerisinde su içinde ezelim. Bu salçalı suyumuzuda yemeğimizin üzerine döküp fırına sürelim. Afiyet olsun.
17 Eylül 2008 Çarşamba
NİLÜFERİN ŞEKERLERİ TEKRAR ARAMIZDA...
PSİKOLOJİK ÇÖZÜMLER...
SÜPRİZ GUAJ BOYALARIM...
16 Eylül 2008 Salı

ADA...
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş.Bunun üzerine hepsi, adayı terketmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş. Çünkü, mümkün olan en son anakadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman,Aşk, yardım istemeye karar vermiş.Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?"diye sormuş.Zenginlik,"Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş."Kibir, lütfen bana yardım et!""Sana yardım edemem Aşk. Sırılsıklamsınve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş Kibir.Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk, yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim...""Off, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmişama o kadar mutluymuş ki, Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş: "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş.Aşk o kadar şanslı vemutlu hissetmiş ki kendinionu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden, yoluna devam etmiş.Ona ne kadar borçlu olduğunu farkeden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş Bilgi."Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?"diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadarbüyük olduğunu anlayabilir..."
15 Eylül 2008 Pazartesi
14 Eylül 2008 Pazar
ANIL KREŞTE...
Zaman çok çabuk geçiyor.Oğlum yarın kreşe başlıyor...Diş çıkarıyordu,bez yetişmiyordu,emeklemeye başladı,Sonra yürümeye,konuşmaya...Şimdiyse okul yaşamına adım atmalar...Okul öncesi eğitimde kavram gelişimi, düşünsel gelişim, duygu kontrolü, davranış gelişimi ve motor beceri anlamında çocuklar büyük ilerleme kaydediyor....Sosyal bir çevreye girmesi,paylaşmayı öğrenmesi için çok gerekli...Tabi ki korkularım var.Acaba'lar çok fazla...Olumlu düşünüp,acabaları azaltıyorum...Umarım en kısa sürede adapte olup,sosyalleşir ve okulunu sever...