07 Kasım 2009 Cumartesi

AYNA ÇALIŞMASI...

Aynaya baktım ve değişmeye istekliyim dedim.Ne hissettiğime dikkat ettim.Değişmeye açık değildim.Neden diye sordum?Derine indim.İnancımın nereden geldiğini sorguladım.Basamağı henüz aşamadım:((

06 Kasım 2009 Cuma

KOKU MİMİ:))

Tasarımda Bugün arkadaşım beni mimlemiş.Teşekkür ederim...Yanıtlamaya çalıştım.
Burnum çok hassastır benim.Her türlü kokuyu tazı gibi alırım.Yiyecekler'de özellikle hayvansal ürünlerde kokarsa yiyemeyenlerdenim.Hoşuma gidenleriyse;
1)Yağmurdan sonraki toprak kokusu...
2)Kurabiye ve puaça kokusu...Tarçın ve karanfil çayının kokusu...
3)Doğal olan her türlü koku...
4)Sümbül ve kırçiçeği ve yasemin çiçeğinin kokusu...
5)Oğlumun kokusu...

BİR ÖNERİ...

Minik kedicik.Kibrit koyma yeri bile var:))
Annem yapmış zamanında.Sordum sayısını hatırlamıyor:(Paylaşmak istedim.
İlham verir,fikir olur belki de sizlere.

05 Kasım 2009 Perşembe










Bugün...

YUPPİ:))

Evet sonunda oldu anıla peyniri yedirdim:)Nasılmı?
İçim smarttan allah razı olsun.Labne peyniri çıkarmışlar.
Anıl margarin zannetti ve alalım anne dedi.Seve seve dedim:)Tabi ki denemem lazımdı.Daninonun ekmeğe sürülen kıvamı.Çileklisi:))Tavsiye edilir.
Peynir sevmeyen çocukları kandırmanın formülü:))

03 Kasım 2009 Salı

:))))))))Hediyelerim var:))

Beni mutlu eden bu hediyeler amerikadan geldi...
Kolyeye bittim:))Boynumda.ucunda Anılla benim fotoğrafım var.Harika...
Taşa gelince inanıyorum çok uğurlu gelicek bana.
Kendi ellerinde kesip yapıştırdığın kalp çok özel.
Şekerlerin resmine bayıldım.Buzdolabında asılı...
Ve güzel notun için çok teşekkürler harika insan:))İyi ki varsın:))

Bursa'dan bu güzel hediyeler.Çok sevdim.Taktım takıştırdım.
Çok zevklisin ve özelsin arkadaşım.Çok teşekkürler.İyi ki varsın:))

OTANTİK MUMLUK...

Anılın biten nutella kavanozondan ve
topladığımız yapraklardan mumluk yaptım.
Çok otantik duruyor.Tavsiye edilir:))

Sandıklar açıldı.Kışlıklar çıkarıldı.Naftalin atıldı.Kışa ilk adım başladı...

02 Kasım 2009 Pazartesi

Domuz çizgi film karakteri `Piglet`in içinde yer aldığı Walt Disney`in Winnie the Pooh adlı çizgi filmine TRT yayın yasağı koymuş.
Üzüldüm doğrusu bir zamanlar piglet takma ismiyle çok anılıyordum.
Anıl çok seviyor bu çizgi filmi.
Odasındaki perde bile Winnie the pooh'lu.Neyseki cd'si var.

Hafta sonundan kareler...




Resimlerden de anlaşıldığı üzere keyifli geçen hafta sonundan sonra daha iyiyiz:)
Dinlendik,vitaminlendik,hayatımda özel bir yeri olan arkadaşımla görüştüm.
Enerjisi yaradı:))Teşekkürler sevalim:))

31 Ekim 2009 Cumartesi

Grip desen grip değil,boğazlar acımakta,halsizlikte var.Sanırım soğuk algınlığı.
Keyifsiziz efendim:(Aman yaklaşmayın...Bulaşıcı olabilir.

30 Ekim 2009 Cuma

''Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta sende 1 yumurta olur.Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur...''(Konfüçyüs
Paylaşın arkadaşlar.Çoğalsın her şey:)değil mi.?Mutlu hafta sonları...

29 Ekim 2009 Perşembe

29 EKİM KUTLU OLSUN HERKESE!!!

Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir. (M.Kemal Atatürk /1926)

28 Ekim 2009 Çarşamba

Canlı olmaya karar vermiştim...
Adrenelin bezleriyle savaştım.
Sözlü saldırı yerine,
Öfkemi kontrol altında tutmayı başardım.
Hayatınızı yapıcı duruma getirmek için deneyin derim...

27 Ekim 2009 Salı



























Yeni yaptıklarım pasajda...

Elif şafak''Aşk''kitabından...Alıntıdır.
“Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!
Ayrımlar ayrımları doğurur.
AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.” (sf.415)

26 Ekim 2009 Pazartesi

Hafta sonu kuzenler buluştu.
Nasıl özlemişler birbirlerini bunca senedir didişip dururken,
bu sefer çok iyi anlaştılar.
Yıllardır fatoş,tatoş,totoş,kokoş...'dan sonra
ilk kez teyze kelimesini duymak güzeldi... Merci:))

Bir tutam maydanoz,biraz nane,roka,dere otu=Detoks dediydiler.
Tümünü blenderdan geçirdim.Bir taşım kaynattım.Tadımı?fena değil.

23 Ekim 2009 Cuma



Yeni yaptıklarım pasajımda...

Hayatı sorgulamaktan vazgeçip,akışta kalırız bazen...
Güzel akışta bir hafta sonu olsun.Sevgiler:)

Yok artık daha neler dedim vallahi:))

22 Ekim 2009 Perşembe

Bu kitap görüntülü defteri yeni aldım anıla.Harika bir defter:)
Şimdiki çocuklar çok şanslı.Çok pratik bir defter.Tahta kalemiyle(Kalem içinden çıkıyor) çizgilerin üzerinden geçip rakamları,
şekil çizmeyi,alfabeyi öğrenebiliyorsun.
Peçeteyle silebiliyorsun.Tavsiye ederim.

MEVSİMLER...

Hayat mevsimlerle akıp geçiyor.

Bizim ev bu ara tüm mevsimleri yaşıyor.

Anıl mevsimleri tam olarak bilmiyor da...Mevsimleri anlatmaya çalıştım...

*Bir kumsal hayal et,gökyüzünde martı,yakıcı sıcaklar,

deniz,kumsal,plaj,tatil...bu yaz mevsimi canım...

*Yapraklar havada uçuşur,rüzgar eser.Ağaçların yaprakları sararır.Kuşlar başka yerlere göç ederler.Sincaplar durmadan yiyecek toplarlar.Bu da sonbahar mevsimi...

*Gökyüzü bulutlarla kaplı,rüzgar hızlı eser.

Gökten bembeyaz pamuk gibi taneler düşer.Kar yağar.Kardan adam,yağmurlar...

-Anne ben biliyom kış demi???Evet anıl bildin.Yaşasınnnnnnnnnnn:=)

*Aniden karlar yok olup,çevreyi çiçeklerin kokusu,kuşların cıvıltısı sarar.

Hava ılık olur.En güzel mevsimlerden biri ilkbahar...




21 Ekim 2009 Çarşamba

Ablamın akvaryumdan bu resim...
Nasıl bir sevme dürtüsüyse bende'ki illaki seviceğim,dokunacağım.
Tek tek bakıyorum hepsine.Her biri ayrı güzellikte...
elimi akvaryumun içine daldırıp kafalarını okşuyorum.
Hatta öpsemmi?ne çıldırmış olmalıyım değil mi?:=()
Çok tatlılar çok:))

20 Ekim 2009 Salı

PRATİK YILAN...

Anıl , yılan oyuncak diye tutturunca,ortaya böyle bir yılan çıktı...
Eşimin kullanmadığı kravatının içine poşet doldurdum.Gözlerini ise düğmeden yaptım.Dilini de kırmızı kumaştan...
15dk.hazır.Acil durumlar için pratik oyuncak.Her eve lazım.Özellikle çocuklu evlere...



ARININ...

Tüm olumsuzluklardan arının.Kendinizi şımartın.
En çok sevdiğiniz şeyleri yapıp,kendinizi doğaya atın...
Bol oksijen alın.Bir an olsun,
Hiçbirşey düşünmeyin...Beyninizi boşaltın...

SÜTLÜ EKMEK...

Bayat ekmeklerinizi atmayın...
Bir miktar süt,yumurta,baharat,tuzu karıştırıp,
ekmekleri bu karışıma batırın.
Üzerini pizza gibi süsleyin.Fırında 15dk.hazır...Afiyet olsun)))

19 Ekim 2009 Pazartesi

ARAP SAKIZI...


Üzerinde zenci bir kadın resmi olan Eski Mabel Sakızları bilir misiniz?İnce, yayvan, ortasından ikiye bölmeyi kolaştırmak için iz bulunan sakız.Geçen gün komşum getirmiş.Çocukluk anılarımı hatırlattı birden.Nostalji yaşadım.Ne çok alırdık bu sakızlardan...










Hafta sonu hava biraz kapalıydı.Bizimkilerin çeşme krizi tutunca çıktık yola.
Hava şansımıza normale döndü.Deniz kenarına gidildi.
Taşlar toplandı.Balık tutmaya çalışılsada tutulamadı.Dede özlemi giderildi.

16 Ekim 2009 Cuma


Yeni yapıldı bunlarda pasajda...
Bu aralar ilham perileri benimle de...
Herkese mutlu hafta sonları olsun:))

Süper olmaktan bıkmış durumdayım bu aralar:(

Süper anne,süper eş,süper kardeş,süper arkadaş...

15 Ekim 2009 Perşembe

Elif şafak / Aşk kitabından;
“Otuz Birinci Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi yumuşak bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimisi ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.”

Parlaklığımızla olumsuzlukları yok edebiliriz...

Bedenimizin çevresinde yaydığımız parlaklıktan başlayalımmı ne dersiniz?::))

14 Ekim 2009 Çarşamba

MİMLENDİM:)

Sevgili arkadaşım;Tasarımda bugün beni mimlemiş:)Sorular ve cevaplar aşağıda...
1-En sevdiğiniz 3 çiçek ismi?
Papatya,kasım patı,kır çiçeği.
2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz?
Ailemle birlikte sahil kasabasında yaşamak ve yaşlanmak.

Pozitif enerji merkezi açmak.
3-En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz??
En sevdiğim huyum olaylara pozitif bakabilmem.

Sevmediğim huyum açık sözlü olmam(Bazen insanlar yanlış anlayabiliyorlar.)
4-Gıcık olduğunuz 3 hareket;
Yalancılık,dedikodu,huysuzluk.

5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz olay?
Çok şükür öyle bir gün yaşamadım.Umarım yaşamam.

Cevaplamak isteyen arkadaşlarıma gönderiyorum bu mimi:))Sevgiler:))






Yeni yaptıklarım pasajda...

13 Ekim 2009 Salı

POŞETDANLIK...


Evdeki üzeri reklam yazan çantalardan poşetdanlık yaptım.
İçine naylon poşetleri koyuyorum.Duvara çivi çakıp,astım.
Gayet şık duruyor.Siz de yapın.Süsleyin yeter...Kolay gelsin.

Dün sabah anılla birlikte pastasını yaptık.Okula gitti sonra.Akşamüzeri bir telefon geldi.Anıl hasta gelip alın diye.Koştum gittim bebeğime.Bir de baktım rengi gitmiş.Anne karnım ağrıyo demesine kalmadan istifra etti.Eve geldik uyudu biraz.Sonra ateşi çıktı.Ateş düşürücü verdim.Terledi.Tekrar istifra etti.Acile gittik sonra.Tahliller temiz çıktı.Üşütmüş biraz.Havalar malum,piknikte koşup,terlemenin acısı da çıkmaya başladı.Dünde keyifsiz üfledi 6 yaş pastasını
:(Bugün daha iyi.Ateşimiz yok çok şükür:)Okula göndermedim.Dinlenmekte:))

12 Ekim 2009 Pazartesi

İYİ Kİ DOĞDUN ANIL...

Canımızdan cansın,bizi sarıp sarmalayansın...
Saçının bir tek telini değişmeyiz hiçbirşeye...
İyi ki doğdun bitanem,yeni yaşın sana sağlık,mutluluk,başarı getirsin...
Nice senelere hep birlikte...
Seni çok ama çok seviyoruz aşkım:)

Hafta sonu...







Piknik,mangal,temiz hava,bol gıdalı bir hafta sonuydu...
En çokta çocuklar mutlu oldular...

11 Ekim 2009 Pazar

PASAJDAYIM...

*Pasajdayım beklerim efendim...

09 Ekim 2009 Cuma



Kankiler bir buluştu pir buluştu...İki erkek,çılgın,matrak olunca...
gerisini siz tahmin edin:))

BİR ÖNERİ...

Pantalonlarınıza istediğiniz figürü işleyebilirsiniz.

Ben çok sevdiğim kelebeği işledim:)Ayrı bir havası oldu...

08 Ekim 2009 Perşembe

Elif şafak/Aşk Romanından...
''Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milâd demektir. Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir!''(sf.339)

PORTAKALLI KURABİYE...

MALZEMELER:1 tane yumuşamış margarin,1 su bardağı tozşeker,3 tane yumurta sarısı(Beyazı üzeri için),Yarım su bardağı yoğurt,yarım su bardağı portakal kabuğu rendesi,1 kabartma tozu,1 tane vanilya,Aldığı kadar un.Üzerini süslemek için evde ne varsa;(Susam,tozşeker,hindistan cevizi,fındık olabilir.)
YAPILIŞI:Yumuşamış margarinle şekeri yoğur.Yoğurdu ve yumurta sarılarını ekle.Ayrı bir yerde elemiş olduğun un,kabartma tozu ve vanilyayı ekle yoğur.Şekil ver.Önce yumurta akına sonra süsleme malzemesine batır.180 derece önceden 2dk.ısıtılmış fırında pişir.Afiyet olsun.

07 Ekim 2009 Çarşamba





Yaprakları toplayıp yapıştırmanın tam zamanı...

Alttaki linke türkçe karakter kullanmadan isminizi yazın tıklayın;

süpriz geliyor:))sesi açmayı unutmayın!...

Haftalardır planlanan buluşma dün gerçekleşti.Anılın okulda olması iyi de oldu.Yayıla yayıla muhabbete doyduk arkadaşımla.
Hayatımda çok çok önemli bir yere sahip kendisi.Enerjisi çok yüksek.Tam bi aslan kadını...,iyi bir yol gösterici...Seni seviyorum sevalcim:)İyi ki hayatımdasın:)

05 Ekim 2009 Pazartesi

TURUNÇGİL ÇAYI...

Bu aralar favori çayım turunçgil...

Bir kaç mandalin,portakal,elma kabuğu,kabuk tarçın,karanfil...

Kaynar su ilave edilip,15dk.demlenir...Direncinizi arttırmak için ideal.

Tavsiye ederim.Deneyin:)
Bol dirençli haftalar olsun:))

Hafta sonu...










Hafta sonu kuş cennetine gittik...
Deniz börülcesi topladım biraz.Kuş olarak sadece flamingolara rastladık.Balıkçı barınakları ve genel çevre düzensizdi.Şaşırdık doğrusu...üzüldükte...
Umarım dünyanın en önemli barınaklarından biri olan kuş cennetinde düzenlemeler olur.Hakettiği yeri bulur.

03 Ekim 2009 Cumartesi

Elif şafak/Aşk kitabından;
“Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.” (sf.260)

02 Ekim 2009 Cuma

Anıl bu aralar adam kafaları çizmekte...Bıyıklı,sakallı,jöleli...

Sabır hayatımızın vazgeçilmezidir...Zordur...

Hayatı ,her an her istediğimiz şekilde yaşıyamıyoruz belki de..

güçlüklerle karşılaşıyoruz kimi zaman.

Benliğimizi olgunlaştırabilirsek,

sabredersek esenliğe kavuşmamız kolay olabilir belki de:)
Sabırlı hafta sonları:))


01 Ekim 2009 Perşembe

Günün küpesi...

KOLLARINIZI AÇIN...

Bugün kollarımı yana açırak oturdum.
Ve evrendeki tüm bolluklara ve iyiliklere açığım dedim.
Günde en az bir kere bunu yaparsak,sınırsız kaynaktan gelenlere açık olucaz...

29 Eylül 2009 Salı

Mevsimsel geçişteyim...

Bir uzun bir kısa kollu;ince hırka,askılılar,

karman çorman elbise dolabım.Bir ateş basar... bir titreme tutar...

Battaniyeye sarılıp sarmalanmakta,

pikeleri itmekteyim bu aralar...

BİR KARDELEN MASALI...

Bir varmış bir yokmuş ,uzak ülkelerin birinde, dağların doruklarında güzeller güzeli Dağ Fulyası yaşarmış.Baharın ilk belirtileriyle uzun kar uykusundan uyanır, güneş sıcaklığını iyice hissettirmeye başladığı günlerde tomurcuklanır, yaz boyunca da çiçekleriyle çevresine binbir renkler saçar, kokusu ile, güzelliği ile, güzelliğinden çok o mahçup saf duruşu ile herkesi kendine hayran bırakırmış. Doğa ananın da en sevgili yavrusu, herşeylerden sakınıp gözettiği en nadide çiçeği imiş bu Dağ Fulyası. En yakın arkadaşı Nergis'le sıcak yaz günleri boyunca gülüşürler, oynaşırlar, bütün doğayı neşeyle donatırlarmış. Fulyacık Nergis'ini çok sever bir dediğini iki etmezmiş. Elinden gelse tüm dünyasını Nergis'le paylaşmak istermiş. Nergis'te çok güzelmiş ama Fulya'nın saflığına karşı son derece kurnaz, işveli, cilveli, bir kızmış. Fulya'yı çok sever, onunla arkadaşlığını sürdürmek için kendini ona benzetmeye çalışır, ama içten içe de Fulya'nın herkes tarafından sevilmesine tahammül edemez, herkes kendini daha çok sevsin istermiş. Fulya'nın tüm çiçekleri sabırla dinleyip, hepsine yardım etmek istemesine, herkese çözüm getirmeye çalışmasına hayret edermiş. Çünkü, Nergis çiçek için doğadaki en önemli şey kendisiymiş, kendi duyguları kendi düşünceleri , herkesin, herşeyin üstünde imiş. Fakat Fulya'ya özel bir değer verir, onun hayranı olduğu saflığını korumak için olası tüm kötülüklerden sakınmak istermiş. Fulya ise hep tebessümle karşılarmış Nergis'i zira, Doğa annesinin de aynı koruyucu kollayıcı davranışlarına alışık olduğu için Nergis'e ayrıca çok güvenir, inanırmış. Bu arada aşağılarda , dağların, vadilerin ötesindekiovalarda ise Bahar Rüzgârı yaşarmış...Bu rüzgârın en sevdiği iş, ovanın tüm çiçeklerine gezip gördüğü yerleri anlatarak onlara yeni heyecanlar, yeni ufuklar göstermek ve onların hayranlığını, sevgisinikazanmakmış. Birbirinden değişik ilginç öykülerle çiçeklerin gönlünü çelip en masum görüntüsünü takınıren hoş sesiyle onlara birbirinden güzel şarkılar söyler,eğlendirirmiş. Çiçekler kendilerinden geçip, hayranlıklaonu dinlerken, o fark ettirmeden çiçek tozlarını alıpkoynunda gizlediği kutusuna atarmış. Bahar Rüzgârı, bu çiçek tozlarını karıştırıp bir gün kendine en güzel kokulu, en güzel renkli çiçeğini oluşturacağını hayal ederyüreği bu hoş beklentiyle çarparmış. Fakat aldığı her çiçek tozundan sonra yine bir eksiklik hissedip daha güzel, daha ışıltılı,binbir renkli, çok daha güzel kokulu çiçekler aramaya çıkarmış. Rüzgâr, bir gün yine bu amaçla ovadan ayrılıp vadiye doğru yola çıkmış. Vadiye geldiğinde birden çok farklı bir çiçek kokusu hissetmiş, etrafına bakınmış ama görememiş.Çünkü kokuyukarılardan geliyormuş. Başını kaldırıp dağa doğru bakmış. Tepelere yaklaştıkça kokular daha da yoğunlaşırken içlerinden ayırt edici bir koku tatlı tatlı başını döndürüyor, onu daha yukarılara çekiyormuş. Sonunda onu görmüş. İlk önce heyecandan yanına yaklaşamayıp uzaktan seyre dalmış. Fulya çiçek olacaklardan habersiz pervasızca çevresindeki arkadaşlarıyla şakalaşıyor, çocuklar gibi neşeli kahkahalar atıyor, gülerken gözlerinin içi gülüyormuş. Rüzgâr nasıl olup da bugüne kadar çevresine eşsiz ışıltılar saçan bu çiçeğin varlığından habersiz yaşadığına hayret etmiş. Hemen harekete geçmeye karar verip hafif hafif Fulya'nın etrafında esmeyebaşlamış. Bir yandan da bildiği en güzel şarkıları söylüyormuş. Fulya bu beklenmedik hoş esintiyi heyecanla karşılamış, kendine yeni ve çok farklı bir arkadaş edineceğini hissetmiş. Çünkü arkadaşı Dağ Rüzgârının keskin esintisine karşı Bahar Rüzgârı tatlı bir meltem edasıyla yapraklarını okşuyor, yıpratmadan dinlendiriyormuş. Güzeller güzeli çiçek, rüzgârın coşkulu, tutkulu heyecanlı sesini büyük bir hoşnutlukla dinlemeye koyulmuş...Rüzgar, Fulya'ya ovadaki güzellikleri, gezip gördüğü yerlerdeduyup işittiği ve yaşadığı ilginç hikayelerini anlatırkenonun da başını döndürüp çiçek tozlarını alacağı anı hayalediyor ve yüreği bu anın heyecanı ile deli gibi çarpıyormuş. Fakat kendindeki bu yeni duygulara kendide şaşırıyor, Fulya çiçeğin tüm dünyasını merak ediyor, daha yakındantanımak için çırpınıyormuş. Bu nedenle çiçek tozlarını almak için biraz daha sabredip Fulya ile arkadaş olmaya karar vermiş. Rüzgâr, Fulya çiçeğin dünyasına girdikçe hayranlığı daha dabüyümüş, onunla konuşmak, onun fikirlerini duymak, kendini dinlerken hüzünlü hikayelerde hemen buğulanıveren gözlerine dalıp gitmek, neşeli hikayelerde kahkahalarına karşılık vermek Rüzgarda tutkuya dönüşmüş. Fulya'nın kokusu renklerindeki saflık, konuşmalarındakendini hissettiren bilgeliğini, çocuksu ifade tarzı, helesesindeki o içine işleyen ince tını bugüne kadar hiçbir çiçekte rastlayamadığı özelliklermiş. Fulya ise dinlediği o harika hikayelerle, kendini dünyanın her yerine götürdüğüne inandığıbu yeni arkadaşı yüzünden tüm arkadaşlarını ihmal etmeye başlamış. Zamanını hep Rüzgarla beraber geçirmek istiyormuş.Zira Rüzgâr öyle güzel konuşuyor ve o kadar çok şey biliyormuş ki, Fulya'nın dünyası yepyeni renklerle bezeniyormuş. Günler geceler boyu birlikte konuşmuşlar, gülmüşler, ağlamışlar. Bahar Rüzgârı Fulya'nın bütün güvenini kazanmış. Fulya bu arada Nergis'i ihmal etmemeye çalışıyor onada rüzgâr'ın anlattıklarını anlatıyor ve ikisini tanıştırırsa birlikte harika bir dünya kuracaklarını çok eğleneceklerini söylüyormuş. Nergis, Fulya'yı ilk kez bu kadar heyecanlı görüyor ve onubu kadar etkileyen birini çok merak ediyormuş. Rüzgâr ise çiçek tozlarını aldığı takdirde Fulya'nınarkadaşlığını kaybedeceğini bildiğinden bu çok istediği, beklediği anı sürekli erteliyormuş. Fakat aklında dayaratacağı o muhteşem çiçek olduğundan dağdaki diğer çiçeklerle arkadaşlık kurup, onlarada aynı hikayeleri, aynı şarkıları anlatarak başlarını döndürüyor ve çiçek tozlarınıalıp saklıyormuş. Bir gün Fulya, Rüzgâr'ın tüm yaptıklarını görmüş. Fakat çiçek tozlarını saklamasını anlayamamış. Zira çiçek tozları, çiçekler için hayati önem taşıyormuş.Tüm çiçek arkadaşlarının ertesi baharlarda yeniden canlanıp gün ışığına kavuşmaları için bu tozların yeniden toprağa düşmesi gerekiyormuş. Oysa rüzgâr onları kendine saklayarak çiçeklerin ömürlerini sona erdiriyormuş. Fulya çok üzülmüş, onun derin düşünceli hali Doğa annesini de endişelendirmiş. Bu arada Fulya, istemeyerek Bahar Rüzgârı'nı Nergis'lede tanıştırmış. Ama Nergis'inçok akıllı olduğunu ve Rüzgâr'ın büyüsüne kapılmayacağını düşünüyormuş. Oysa Rüzgâr, Nergis'in ışıltılı renklerini öyle bir övgülerle anlatmaya başlamış ki.. Hele Rüzgâr'ın şarkılarında ki,o heyecanlı sesi duyunca Nergis de tüm diğer çiçekler gibi büyülenmiş ve çiçek tozlarının gitttiğinin farkına bile varmamış. Fulya büyük bir korku ve üzüntü ile olanları izliyormuş.Hemen evine dönüp Rüzgâr'a, evinin tüm kapı ve pencerelerini sıkı sıkıya kapatmış. Rüzgâr, Fulya'nın olanları gördüğünden habersiz, kendinden emin bir şekilde büyük bir kibir ve iki yüzlülükle Fulya'nın evinin önüne gelmiş. Her zamanki gibi Ona ne eşsiz bir çiçek olduğunu, kokusuyla onu büyülediğini, çok uzaklardan bu koku ile kendisini çekipgetirdiğini en etkileyici sesi ile söylemeye başlamış. Fulya çok büyük üzüntüler içinde perdenin arkasından sessizce Rüzgâr'ın anlattıklarını dinliyormuş. Rüzgâr, kapıların açılmayışına anlam verememiş. Tekrar Fulya'ya ne kadar çok değer verdiğini söyleyip en hüzünlü sesiyle ona şarkılar söylemeye devam etmiş. Fulya, gözyaşları içinde kapılarını açmadan Rüzgara her şeyi gördüğünü ve yaptıklarını çok yanlış bulduğunu, çiçeklerin yaşamlarının sürekliliği içino tozlara ihtiyacı varken kendisinin büyük bir duyarsızlıkla,herşeyi önceden planlayarak tozları çaldığını söylemiş. Rüzgâr, Fulya'nın tepkisini çocukça ve anlamsız bulmuş. O tozlara kendi mükemmel çiçeğini yaratmak için ihtiyacı olduğunu Fulya'ya anlatmaya çalışmış ama Fulya onun yaptıklarını asla anlayamayarak bencillikle suçlayıncabüyük bir kızgınlıkla oradan uzaklaşmış. Nergis ise olanlardan habersiz Rüzgârla arkadaşlığına devam ediyormuş. Rüzgâr kendi mükemmel çiçeği için sakladığıtozları arasında Fulya'nın eksikliğini içinde duyarak, kutusunu açmış, bir daha ki bahara kendi muhteşemçiçeğini oluşturmak amacıyla çiçek tozlarını toprağaserpmek istediğinde birde ne görsün tozların hepsi kutunun içinde günlerce havasız kalmaktan bozulup küflenmemiş mi? Rüzgâr, her çiçek tozunun kendi doğal ortamı içinde sadece ait olduğu çiçek olarak yaşayabileceğini çok geç anlamış. Yinede büyük bir kibirle doğanın kanunlarına karşı geldiğini binlerce çiçeğe sonbaharı yaşattığını görmezden geliyor,diğer yandan içinde Fulya'nın yokluğundan kaynaklananbüyük bir boşlukla tüm hedef veamaçları tükenmiş bir şekilde avare esip duruyormuş...Fulya, gördüklerine yaşadıklarına dayanamıyor büyük acılar çekiyormuş. Hele bir dahaki baharda hiçbir arkadaşının olamayacağını düşündükçe, Nergis'inin bile Rüzgâra kapılıp gittiğini görmek, onu kaybettiğini bilmek Fulya'nın büyük üzüntülerle hastalanmasına neden olmuş. O incecik zarif boynu bükülmüş, günden güne sararıpsolmuş. Doğa anne üzüntüsünden ne yapacağını bilemiyor en değerli yavrusunun gözünün önünde eriyip gitmesini, hastalıktan ölecek hale gelmesini önleyecek çareler arıyormuş. En sonunda aklına çok güzel bir fikir gelmiş. Hemen Dağ Fulyası'nın yanına gelerek, onun vaktinden çok önce uyumaya başlaması gerektiğini söylemiş. Fulya çiçek derin üzüntülerle minicik yüreği çok yorgun olduğundan henüz daha bahar aylarında olmasına rağmen annesinin kollarında kolayca uyumuş.. Günler haftalar aylar boyunca hiç uyanmamış.. Böylece tüm yaz ve sonbahar aylarını uykuda geçiren Fulya bir gün kulağında Doğa annesinin tatlı mırıltılarını duyarak gözlerini açmış. Yüreğinin nedeninihenüz bilemediği büyük bir huzur ve mutluluk ile dolu olduğunu hissediyormuş. Gördüklerini anlamaya çalışıyor,muazzam bir beyazlığın ortasında gözleri kamaşıyormuş.Adeta tüm evren, bu güzel ve cesur çiçeğin yüreğini huzurla doldurmak istercesine büyük bir sessizlik içindeymiş. Karların Prensi ise büyük bir şaşkınlıkla kardan pelerinin altından adeta yüreğini delip çıkan bu çiçek karşısında nefesi tutulmuş, gözlerine inanamayarak bu güzel çiçeğin yaşama yeniden gülümsemesini izliyormuş. Hayatında ilk kez böylesinegüzel bir çiçekle karşılaşmış. Zaten zavallıcık hayatı boyuncahiç çiçek bile göremiyormuş ki, kış boyunca doğadaki tüm canlılar kış uykusuna yatar, her yer derin bir sessizliğe gömülürmüş. Fulya da doğaya böylesine muazzam güzellikler veren ve büyük bir huzur içinde uyumasınısağlayan karlar prensine mutlulukla gülümsüyormuş.Tüm ruhu ve incecik zarif gövdesi ile sadece karlar prensine yönelmiş, gözleri sadece onu görsün, yüreği sadece on duysun istemiş. İşte; o günden beri tüm doğa, Dağ Fulyasına KARDELEN demeye başlamış. Zira, karları delip yeryüzüne çıkabilen tek çiçek Kardelen olmuş. Karların ve KarlarPrensi'nin tek çiçeği ... Kardelenle Karlar prensi birbirlerine hiç beklemedikleri bir anda kavuşmanın sevinci ile sonsuza dek büyük bir mutlulukla yaşamışlar...

28 Eylül 2009 Pazartesi

Bugünün kolyesi...

27 Eylül 2009 Pazar

Hafta sonum güzel ve keyifliydi.Kuzenim bende kaldı.
Alışveriş yaptık,yemekti,kahveydi derken zamanın nasıl geçtiğini farketmedik bile.
Aramızda 10 yaş olmasına rağmen çok iyi anlaşıyoruz.
Yaydığın enerji için,espirilerinle keyif verdiğin için,çok şey için.
Çok çok teşekkürler kuzen.İyi ki varsın:))Seni çok ,pek çok seviyorum :))

26 Eylül 2009 Cumartesi

Minik bantlara minik adamlar çizildi...Sırf uzun süre kalsın diye...

25 Eylül 2009 Cuma

Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...sevgiler:)


Kendimi dinlemeye başladığım zamandı...

Bir yanım evet derken bir yanım hayır'da takılmış...

Biri kal diyor,diğeri git...

bir yanım çok cesur bir yanım çok ürkek:(

Biz farketmesekte bilinçaltımız hep konuşuyor...Hiç uyumuyor...

Ne zaman dinlemek istesek ahizenin diğer ucunda...

Anıla bu kitapları yeni aldım .İçeriği,
dikkat gelişimini (Şekil,renk,sayı,resimlerle)destekliyor.
Anlama,algılama,yorumlama yeteneğini geliştiriyor.Tavsiye ederim...
Not:(Resmin üzerini tıklarsanız,büyüyor:)

24 Eylül 2009 Perşembe

Karar vermek zordur.Bazen'de kurtuluşumuz olur...

DUVAR STİCKERLARI...


Rutin hali renklendirmek adına mutfakta ve koridorda

duvar stickerları kullandım...

Zeminin pürüzsüz olması,kuru olması önemli...

Sadece duvar değil.Çoğu yerde kullanılabiliyor.Hayal gücünüze bağlı:))

23 Eylül 2009 Çarşamba


''Sevgide,iyiliğinizin ve sevecenliğinizin sınırı yoktur.''(Yogi Bhajan)













Bayramdan arta kalanlar...

18 Eylül 2009 Cuma

İYİ BAYRAMLAR...

Huzurlu,sağlıklı,mutlu bayramlar dilerim...Sevgiler:)


PATATES&TAVUK SUFLE...



Tavuk sufle yaptım.
Siz'de beşamel sosu ve tavuğu bir arada seviyorsanız,
tarif buradan;tavuk sufle...

17 Eylül 2009 Perşembe

ÇANTA SÜSLEME...



Bu arabalı bez çantayı marmaristen aldım.
Anıl çok beğenmişti.Benim içinse çok sadeydi.
Üzerine bu aksesuarları diktim.

Tutkunum aşka...
Kokusu var sanki...rengi tarifsiz;))
ah elif safak ah...

Bu aralar müzisyeniz:=)

16 Eylül 2009 Çarşamba

ÖRGÜ ÇİÇEKLER...



Birsürü örgü çiçeğim vardı.Onları bu şekilde değerlendirdim.

Dün gece kahraman fili okurken uyuyakalmışım.Anıl tepemde mızıklanıyo.
Nasıl uykum var anlatamam.El salla anıl evine uyumaya gitti dediğimi hatırlıyorum.Sabah kalktığımızda kahraman fil kitabı anılın elinde.Anne!!! uyanmış fil.Bi dahaha oku hadi bidaha...:() ne?!!!:=)()

15 Eylül 2009 Salı

Bugün çok özel bir gün.Kadir gecesi...Yüce Kitabımız’da “bin aydan daha hayırlı” (Kadr, 97/1-5) olduğu bildirilen Kadir gecesi,Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenliğin bütün dünyayı kuşattığı, dua ve tevbelerin kabul edildiği bir kutlu gecedir...Hepinizin kandilini kutlarım ve bu gecenin bereketinden faydalanmanızı dilerim.Dualarınız kabul olsun...

Size ait bu sayfa... Nasıl doldurmak isterseniz,sadece sizin! tıpkı hayatınız gibi...

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bugün okullar açıldı.Okulun ilk günü...
Yeni öğretmen,yeni arkadaşlar çok heyecanlıyız...
Tanışma faslımız bugündü.Anıl öğlenci grubunda...
<

12 Eylül 2009 Cumartesi







İçim hop ettide şu güzel resimlere bakarmısınız?Mutlu hafta sonları...

11 Eylül 2009 Cuma

''Kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsanız, ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine o düğümdür...''

10 Eylül 2009 Perşembe

SEL FELAKETİ...

Çok üzgünüm.Altyapı yüzünden onlarca can gitti:(Doğal afet diyorlar yazık:((







Birkaç gündür kuzenim bende.
Koyu muhabbetler,İlham perileri,takı tasarım derken bunları yaptık.
Anılıda kattık bu işe..Gayet keyifliydi.
Paylaşmak istedim:))

09 Eylül 2009 Çarşamba

BİR ÖNERİ...





Boş ayakkabı kutusunu yapışkanlı beyaz kağıtla kapladım ve süsledim.
İçine ıvır zıvır ne varsa koydum.İyi oldu.İyi bir toplayıcı oldu.Tavsiye edilir.

MISIR MERAKI...









Anıl çok seviyor mısırı...her gün yese hiç bıkmıyor.
Bana yardımcı oluyor.Çok seviyor temizlemeyi...
Bu karelerde o anlardan biri...

08 Eylül 2009 Salı

PONPON TIRTIL...

Ponpondan anıla tırtıl yaptım.
Yetenekli arkadaşlarım Çocukla Çocuğun sitesinden faydalandım.
Çok teşekkürler:))

Hayatımızda gerçekten olanları görmeye çalışırsak,
anı yakalayıp,daha mutlu olabiliriz belki...

07 Eylül 2009 Pazartesi

Her şey akciğerlerimden değilde karnımdan nefes almamla değişti.
Nefes alışverişlerim artık daha uzun ve derindi...
Diyaframım açıldı ve akciğerlerim doldu:))
İyi bir değişim ve başlangıç için deneyin!:))

Şeker gibi bir hafta olsun hepinize...
Sağlıkla,sevgiyle,umutla,bağlılıkla en çokta aşkla...

06 Eylül 2009 Pazar

Hafta sonu...



















Hafta sonu kendimi örgüye verdim.. Bunlar çıktı ortaya...

05 Eylül 2009 Cumartesi

ŞİMDİ SIRA SİZ DE...


Yüreği güzel arkadaşımın sayfasından öğrendim bu haberi.
Ve nasıl destek olabilirim diye düşündüm.
Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Onkoloji kliniğinde yatan ve tedavileri süren miniklerimiz için siz 'de
küçük bir sevinç yaşatmak istermisiniz?
Şimdi sıra sizde...
Ben bugün anılın oynamadığı oyuncaklarını ayırdım.
Ve defalarca okuduğumuz kitapları...
En kısa zamanda gidip götüreceğim bu oyuncakları.
Destek olmak isterseniz;
Adres:Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alsancak/İZMİR
Tel: 0554 907 72 65

04 Eylül 2009 Cuma

Anne hişttt baksana ben resim oldum...
Çeksene beni hadiii diye bir ses geldi içeriden bir de baktım benim minik adam hakikaten resim olmuş.Bu resim çok canlı çokk:))

özleyenlere...



Celine Dion - Titanic ( LIVE )

Kendinizi sevin ve güç verin...güvenin.Özgüveniniz artsın demi ya?:))

03 Eylül 2009 Perşembe

EYLÜL...

En güzel mevsimlerden biri bence...
Yaprakların sararmaya başladığı zaman...
Güneşin yavaş yavaş dinlenmeye çekildiği,
Çocuklar için tatilin sona erdiği ay...
Kırlangıçlar elektrik telleri üzerinde toplanmaya başladı...
Kış yakında gitme zamanı demekte...
Bağcılar üzümleri toplamakta...
Arılar vız vız vızıldamakta.
Sincap koruda kış için fındık toplamada...
Aylardan eylül...Hoşgeldin sonbahar:))

ÖDÜLÜM VAR:))

Bu ödülü bana sevgili Aşk meleği layık görmüş.Çok teşekkür ederim...
Ben de bu ödülü tüm blog dostlarıma armağan ediyorum.

GRİP AŞISI...

Amerikan Pediatri Akademisi, çocukların her sonbaharda grip aşısı olmalarını, Hastalıklardan Korunma ve Önleme Merkezi de
her sağlıklı çocuğun (6 ay-5 yaş arası) grip aşısı olmasını öneriyor.
Anıl grip aşısı oldu...Biz 2 senedir yaptırıyoruz.Çok memnun kaldık. Tavsiye ederim...

02 Eylül 2009 Çarşamba

Romanda Şems diyor ki: "Her birimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Ömrü hayatımız tamamlanmaya çalışmakla geçiyor.
Bizi tamamlamayacak, bütünleyecek tek bir şey var. O da aşk!"
Ben de yeni başladım bu kitaba.Hızla okumaya devam ediyorum.
Aşkı kalbinden hissedenlere tavsiye edilir.

01 Eylül 2009 Salı

Anıl ve resim çalışması...

Cuppycake yeterli gelmedi...
Düşündüm,silkelendim.
Ağırlıkları attım...
Sızlanmadım...Ah etmedim...
Sadece aydınlığa giden yolu izledim:)

Urgan ipi,ıvır zıvır.Sonuçmu?... kapı süsü...